Kategori arşivi: Müzik

Mayıs İçin Öneriler

Uzun zamandır kısır bir döngü içerisinde dolanıp kaldığımı farkettiğimden beridir, son birkaç ayı yeni olan her şeye hunharca saldırarak geçirdim ve hayalperest bir kaşif gibi kendime olan yolculukta yeni bir maceraya yelken açtım. Bu süreçte son zamanlarda kaçırdığımı farkettiğim dış dünyaya biraz daha yaklaşma fırsatı bulduğumu düşünüyorum. Özellikle de müzik konusunda. Tutucu bir muhafazakar gibi yıllarca aynı şarkıları döndürüp duran ve yeni seslere olan önyargısız ama aşırı eleştirel tutumumu kökten değiştirerek yeni denizlere yelken açtığımdan beridir not defterim yavaştan kabarmaya başladı. Bu arada da hazır bahar gelmişken ve mayıs sıkıntısı da yavaştan kendini hissettirmeye başlamışken, son bir ay içerisinde sindirdiklerimden bir seçkiyi öneri listesi olarak sunmak istiyorum. Hayata mola verdiğiniz anlarda sıkıntınızı alıp sizi tertemiz hissettireceğini düşündüğüm bir liste.

Sinema: T2 Trainspotting (2017)

1996 yapımı Trainspotting’i hemen hemen herkes bilir. Bilmiyorsanız da şiddetle tavsiye edilenler listesinin daima başındadır. Geçtiğimiz günlerde vizyona giren T2 Trainspotting ise işte o efsane filmin devamı. İlk filmde olduğu gibi yönetmen koltuğunda yine Danny Boyle, senaryoda John Hodge ve Irvine Welsh imzası başrolde de Ewan McGregor yer alıyor. İlk film kadar büyük ses getiremese de sizi ilk filmin atmosferine götürüp biraz nostalji yaşatacaktır. Vizyondan kalkmadan acele etmekte fayda var.

Film: Brazil (1985)

Başrollerinde Jonathan Pryce ve Robert De Niro gibi tanıdık isimleri barındıran ve bana biraz 1984 kitabını andıran retro bir gelecekte geçen 1985 yapımı harika bir Terry Gilliam filmi.

Anime: Nausicaä of the Valley of the Wind (1984)

Miyazaki’nin başyapıtlarından olan animede, günümüzden 1000 yıl sonra geçen bir dünyada insan yaşamı mantarların saldığı zehirli gazlar ve dev böceklerin tehlikesi altındadır ve yaşamak için ise çok az yer kalmıştır. Ortaçağ teknolojisine geri dönülen bu disütopik dünyada Rüzgarlı Vadi’nin küçük prensesi Nausicaä düşman iki ulusu ve dünyayı kurtarmak için umutsuz bir çaba içindedir. Animenin özellikle müzikleri muhteşem.

Kitap: Jostein Gaarder – İskambil Kağıtlarının Esrarı

Jostein Gaarder’ın ünlü Sofi’nin Dünyası’ndan önce kaleme aldığı kitabı. Kendini bulmak için çıktığı yolda ortadan kaybolan annesini aramak için yola çıkan Hans-Thomas ve Babasının Norveç’ten Yunanistan’a doğru uzanan bir araba yolculuğu ile başlayan ve gerçekle hayalin iç içe geçtiği kitap en az Sofi’nin Dünyası kadar etkileyici. Yine oluk oluk felsefe.

Şarkı:

D.Song – Yppah, Anomie Belle
Feelharmonia – Christian Löffler, Gry
Feels Like We Only Go Backwards – Tame Impala
Tearing Me Up – Bob Moses
Human Sadness – Julian Casablancas+The Voidz

 

Ufak bir beste: Blast

Pazar pazar evde oturmuş John Lennon’un Imagine isimli parçasını orgda çalmaya çalışıyordum, bu arada orgu bilgisayara bağlayıp da Reason 4 ile de biraz uğraşayım derken uzun zaman sonra ufak bir parça çıkardım. Her ne kadar çok orijinal bir parça olmasa da neşeli, eğlenceli bir şey oldu. 10-15 dakikada böyle bir parça çıktı, adına da Blast dedim. Beğeneceğinizi umarım.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

 

2011 Türkiye Konser Çılgınlığı

Nicelikten ziyade nitelikli konserler açısından zengin bir yılı geride bıraktık. 2010 yılında kimler gelmedi ki Türkiye’ye… Metallica, Megadeth, Anthrax, Slayer, Rammstein, Scorpions, U2, Eric Clapton, Ozzy Osbourne, Bob Dylan, ve daha sayamadığım niceleri… Her biri ayrı ayrı günlerce konuşulan pek çok konsere ev sahipliği yaptık geçen sene. Ama öyle bir sene geliyor ki akıllara zarar, ceplere ziyan. İşte 2011’de Türkiye’de gerçekleşecek bazı konserler. 2011 Türkiye Konser Çılgınlığı yazısına devam et

The Ecstacy of Gold

Hepimiz bir şekilde duymuşuzdur tüm western filmlerinin en iyisi kabul edilen İyi, Kötü, Çirkin’i. Ve çoğumuz da izlemiştir bu klasiği. Oysa ben hala daha izlemeyi isteyip de bir türlü imkan bulamayanlardanım. Ama şu bir gerçek ki bu filmin tek güzelliği senaryosu veya oyuncuları değil. Müzikleri inanılmaz harika. 2007 yılında Metallica, “The Good, the Bad and the Ugly”nin (iyi, kötü, çirkin) en sevilen müziklerinden The Ecstacy of Gold’u coverlamıştı. Ortaya çıkan bu harika cover o yıl grammy adayı bile olmuştu. Aradan iki yıl geçti ve ben bu gün bu güzel eserin orjinal halini hiç dinleyememiş olmanın garip hissiyle direk olarak YouTube’a daldım. Şarkının orjinalinin Ennio Morricone’e ait olduğunu bilmeyen yoktur. Fakat o nasıl bir senfonidir? O nasıl bir sopranodur? Tam bir müzikal afiyet. Kaçırılmaması gereken bir parça. Bu şarkıyı öyle ya da böyle duymuş veya daha önce hiç işitmemiş olanlar, tavsiyem derhal bir kez olsun dinlemeniz!

Eğer siz de YouTube’a girebilen insanlardansanız bir YouTube linki koyuyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=ZNGe7iK1O-4
Ve tabii ki de Ekşisözlük yorumlarını da okumayı ihmal etmeyin:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=the+ecstasy+of+gold

Sizi müzikle baş başa bırakıyorum, hoşçakalın, müzikle kalın.