Günün yükselen sosyal medya mecrası Twitter, peki kaçımız Twitter kullanıcısıyız? Türkiye’de Twitter kullanıcısı sayısı diğer ülkelere kıyasla bir hayli az, bunun bir nedeni de Twitter’ı tam olarak bilmediğimizden kaynaklanıyor. Sosyal medya deyince daha çok Facebook üzerinde konuşlanmışız biz. Bugün oturup twitter’ın güzelliklerinden, faydalarından falan bahsetmeyeceğim ama kısaca bir ne olduğundan söz ettikten sonra Twitter’ın aklıma getirdiği bir hikayeyle benzerliğini anlatacağım.
Twitter kısaca bir micro-blog sitesi. “Blog ne ki micro-blog ne ola” diyebilirsiniz. Yani insanların bir hesap açıp günün herhangi bir saatinde aklından geçeni, yaptığı işi, şikayet etmek istediği ama dertleşecek birini bulamadığından söyleyemediği eleştirisini, anlık bir haberi vs paylaştığı bir sosyal mekan. Bunu yaparken de 140 karakter limitini aşmamak gerekiyor. Yani bir bakıma 140 karakter sınırı içerisinde tutulan bir günlük, bir daha geri dönüp bakmayacağınız bir not defteri gibi. Bir başka açıdan bakarsak MSN’deki kişisel iletilerin kaydının tutulmuş hali diyebiliriz mesela. Bu ana kavram üzerinde takip etmek ve takip edilmek kavramları var. Siz istediğiniz bir kişiyi takip listesine aldığınızda, o kişinin gün içerisinde yazdığı “tweet”leri anlık olarak takip edebiliyorsunuz. Bu isterseniz cep telefonunuza mesaj olarak geliyor, isterseniz bilgisayarınızın bir köşesinden fırlıyor, tercihinize kalmış. Aynı şekilde sizi takip edenler de sizin tweet’lerinizi anlık olarak okuyabiliyorlar. Bir diğer olay da “mention” olayı. Bu da herhangi bir twitter kullanıcısına açık mektup gibi 140 karakter dahilinde mesaj göndermenize yarıyor. Böylece kullanıcılar arasında iletişim de kurulabiliyor.
Twitter’ı kim kullanıyor? Genelde ünlüler, ünlüleri takip etmek isteyenler, fikir, haber, link vs bir şeyler paylaşmak isteyen herhangi biri veya sadece gündemden uzak kalmamak için “bir hesap oluşturayım bare de neymiş öğreneyim”ciler. Kullanıcılar arasında yerli-yabancı pek çok ünlü isim var, Türkiye’den birkaçını saymak gerekirse Erdil Yaşaroğlu, Aylin Aslım, Levent Üzümcü, M. Serdar Kuzuoğlu, Cem Yılmaz, Okan Bayulgen, Melih Gökçek, hatta cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ve çok daha fazlası da orada bizzat kendi tweet’lerini kendi giriyorlar. Bu da “mention” yolu ile aslında bir nevi onlara ulaşabilme yolu sağlıyor.
Kısaca twitter bu, ama daha iyi anlatmak ve twitter’ın potansiyelini göstermek adına bir efsaneden bahsetmeden olmaz: Kral Midas Efsanesi. Hikayeye göre Frigya kralı Midas, müziğin de tanrısı olan Apollon ve kır tanrısı Pan arasında yapılacak olan bir müzik yarışmasında jüri görevini üstlenir.
Kır tanrısı Pan kavalıyla her ne kadar güzel sesler çıkarabilse de Apollon’un gümüşten liri karşısında hiç şansı yoktur, çünkü Apollon çalmaya başladığında her şey durur ve onun mükemmel müziğini dinler. Ancak yarışma sonunda jürilerden diğeri olan Tmolos altın çelengi Apollon’a taktim ederken Kral Midas oyunu Pan’dan yana kullanır. Tabii Apollon buna çok öfkelenir ve ”güzel müziği ayırt edemeyen kulak insan kulağı olamaz , sana eşek kulağı yakışır” diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür. Midas uzunca bir süre taktığı serpuş isimli bir tür bere ile kulaklarını gizlemeyi başarsa da, gün gelir saçını kestirmesi gerekir, ve berberini çağırır. Nihayetinde de berber durumu öğrenir ve eşek kulakları sırrını saklamak zorunda kalır, yoksa kellesi gidecektir. Ama berber bu sırrı içinde daha fazla tutamaz ve günlerden bir gün kuyunun birine bu sırrı haykırır. Şans o ki kuyu sihirli çıkar ve berberin o sözü sazlıklara yayılır. Rüzgarın her esişinde sazlıklar “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye sallanır ve sonunda da tüm halk Midas’ın Apollon’un cezası olan eşek kulaklarını öğrenir.
Gelelim Twitter’a. Twitter da aynı şekilde bir sihirli kuyu gibi. Sihirli kuyuya attığınız her tweet dönüp dolaşıp gündeme oturabilir -hatta ülke gündemine bile. Bunun bir örneği Abdullah Gül’ün başına geldi. Twitter’da söylediği “Geçen gün eşimle beraber evde The King’s Speech filmini izledik. Gerçekten çok güzel bir film. Filmin çok konuşulacağını ve birçok ödül alacağını tahmin ediyorum.” sözü Türkiye gündemine bile oturmuştu. Çünkü o bu tweeti yazarken King’s Speech’in DVD’si henüz dünyada yayınlanmamıştı ve bu da cumhurbaşkanı acaba korsan film mi izliyor sorularını akıllara getirdi. Neyse ki sonunda olaya durumu kurtarmaya yönelik bir açıklama getirdi, fakat ne kadar inandırıcı oldu kim bilir…
Bir başka örnek de Mehmet Ali Birand ile yaşandı. Kendisi bir süre önce yakalandığı ishal hastalığını Twitter’dan neredeyse canlı olarak yayınladı! Ve en nihayetinde de hastalıktan kurtulduğu mesajını verdi. Bu olay birden bire o kadar yayıldı ki, Mehmet Ali Birand’ın hastalığının geçtiğine dair yazdığı masum tweet’i bir anda Türkiye’nin en çok konuşulan konusu, meselesi haline geldi. Üzerine espriler yapıldı, televizyonlarda tartışıldı, dalga geçildi, arka çıkanlar oldu; ancak sonuçta kuyuya atılmış bir söz ile Birand’ın hastalığını duymayan kalmadı.
Tüm bu olaylar Twitter gibi bir sosyal medyanın nasıl da gündem yaratabileceğine en güzel örnek. Ancak çok daha fazlası da olabilir, nitekim oldu da. Yakın zamanda Mısır’da adeta bir devrim oldu, günlerce süren ayaklanma ve isyan sonucunda Mısır’ın başkanı Hüsnü Mübarek koltuğundan oldu. Ve asıl konuşulan konu ise bu kadar insanın twitter ve facebook üzerinden organize olduğuydu. Zaten ayaklanma başladığında da ilk kesilen iletişim ağı da bunu önlemek adına internet olmuştu. Bu da internet’in gücünü tüm dünyada bir kez daha sorgulatmaya başladı.
Velhasılı kelam, facebook ve twitter öncülüğündeki sosyal medya yeni ve farklı bir geleceğin habercisi. Artık insanlar geleneksel medyanın belki de filtrelerden, sansürlerden geçmiş olarak sunduğu içerik ile yetinmiyor, kendi içeriğini üretiyor ve en önemlisi haberdar oluyor, insanlar uyanıyor… Ve tüm bunlar ışığında, sosyal medya ile belki de ileride İnternet bir dönemin süper gücü haline gelebilir, yoksa şimdiden geldi mi?
Beğendiyseniz, yazıyı arkadaşlarınızla da paylaşın.
Yazı hakkındaki düşünceler.
Daha geçen gün Eski Anadolu Uygarlıları konusuna çalıştım. Kral Midas’ın eşek kulaklarından hiç basetmiyor kitap.
Başka bir Kral Midas miti de, Kafkasya üzerinden gelen Kimmerler’in istilasına dayanamayarak boğa kanı içip intihar etmesidir.
Eşek kulaklı Midas miti oldukça ünlü bir mittir. Hatta bu mit üzerine Güngör Dilmen’in 1959 yılında yazdığı bir de tiyatro oyunu bulunmakta. Bu efsanenin çıkış noktası olarak da Midas’ın doğuştan gelen asimetrik kulak hastalığı olarak düşünülmekte.
Hikayenin bir versiyonu şurada mevcut:
http://rehber.uzmantv.com/esek-kulakli-midas-efsanesi-nedir